Ara

Blog Nasıl Yazılabilemeyezeyazar?

Güncelleme tarihi: 23 Kas 2020


Selam, yine ben. Okumaya başladın ama şimdiden söylüyorum bu yazının gideceği yeri ben bile bilmiyorum. Kulaklığımı taktım, koltukta götümün izinin bulunduğu yere kuruldum, müziği başlattım ve klavyeyi kucağıma aldım. Bacaklarımı bir türlü nereye sokacağımı bilemedim ama. Sana da oluyo mu bu lanet şey? Ya yazıyı falan geçtim bak. Dizi izlerken, yemek yerken(yemek masam yok koltukta yiyorum tamam vurmayın), kitap okurken ya da telefonla uğraşırken şu koltukta nasıl rahat edeceğimi bulamıyorum. Bağdaş desen yok olmuyor, ben yer sofrasında bile bağdaş kuramam. Uzatayım diyorum uyuşuyor bir süre sonra. Etek giymiş bir kadının piknik örtüsüne oturacakmış gibi aldığı pozisyonu deneyeyim diyorum, belim ağrıyor. Dört dönüyorum koca koltukta bütün gün. Kedi sahibiysen bilirsin, ne zaman rahat ettim dersin küçük şerefsizin kendini sevdireceği tutar ve hop kucak. Sonra onun keyfiyle uğraş dur. Demem o ki bu yazılar ne zorluklarla yazılıyor heyyy yavrumm hey.


Yalnız demin iyi boş yaptım. Neyse devam. Bu arada aşağıda bolca parantezli cümleler var. Şimdiden sori.

Schrödinger'in kedisini duydun mu hiç? "Yaaa duymadım şapşalıı cinsi neymiş" demediğini duymaz gibiyim. Böyle gereksiz geyikleri bir kenara bırakırsak mevzu bahis olan kedinin bir metafor olduğunu anlatıcam.

Şimdi şöyle ki(bu anlatmaya çalışırken sıçıcam başlangıcı), bir kediyi çelik bir kasanın içine koyuyoruz(neden diye sorma çünkü düşünceyi ortaya atan abimiz pek hayvan sever değil demek ki). Kasanın içinde kedinin ulaşamayacağı yerde radyoaktif bir madde ve bu maddeye bağlı zehir dolu bir tüp var(bilmediğim sularda yüzüyorum ama su nası güzel). Radyoaktif maddenin bozulma ve bozulmama olasılığı eşit olmakla beraber bozulma gerçekleşirse tüp düşecek ve zehir dolu tüp kırılacak ve kedimiz maalesef bizlere ömür. Aksi durum olur ve bozulma yaşanmazsa kedimiz yaşamaya devam edecek(inşallah evet).


İsmini yazmakta zorlandığım abimizin düşünce deneyi bu düzeneği esas alıyor. Düşünce ise, kasayı açtığımızda mutlaka iki durumdan biri olacağı, yani kedinin hem sağ hem de rahmetli olma ihtimalinin olmadığı ve tek bir sonucu olacağı(zeka küpü ak).

Ama(her zaman bir ama vardır), biz kasayı açmadığımız sürece kedinin canlı ya da cansız olduğunu bilemeyiz. Bir başka deyişle kedimiz kasa açılmadığı sürece yarı canlı yarı cansız nitelendirilebilir.

Kasayı açmayarak canlı ve cansız durumun aynı anda gerçekleşmesine sebep olduğumuz için abimiz bu durumu Paradoks olarak değerlendiriyor.

Daha net bilgi gerekirse diye;


Benim bahsetmek istediğim ise bunun gündelik hayattaki karşılığı.

Günümüzde biz insanlar olarak sonunu görmekten çekindiğimiz şeyleri hep yarım bırakıyoruz. Bu bazen ilişkiler oluyor, bazen üzerine ders aldığımız bir enstrüman, bazen edinmeye çalıştığımız bir hobi, bazense sürekli ertelediğimiz ve kaçındığımız bir tartışma...


Bir sürü yarıda kalmışlığın arasında sürüp gidiyor ömür. Tabii herkes için geçerli değil bu durum. Bazılarımızın arada kalmışlıklara tahammülü olmadığı için direkt sadede geliyorlar. "Yaşandı ve bitti saygısızca" ya da "benden zaten Evgeny Grinko olacak değil ya" diyebiliyorlar.

Ama bazılarımız ise "neden olmasın?" diyerek hep kenarda tutuyorlar her şeyi. Merak ettiğim şey ise bizi bu kadar korkutan şey ne? Hangi sonuç bilinmezlik kadar yitirebilir ki insanı?

*dünyanın en zeki insanı Sheldon kardeşimiz olayı şöyle açıklamıştı;


Bazı ilişkilerin bitmesi gerekir ya da başlaması, bazı enstrümanların çalınamaması ya da anasının ağlatılması, bazı hobilerin başarısızlıkla sonlanması ya da yeni bir yetenek keşfedilmesi gerekir. Bazen arkadaşın olan ama aşık olduğun kişiye açılman, bazen aşık olduğunu düşündüğün ama içinde eksiklik uyandıran ilişkiye dur demen de gerekir. Çünkü, her "acaba" gün gelir "keşke" olur.


Olası kötü sonuçları deneyimlememek için kıçımızı yırtmaya son vermeliyiz. İnceldiği yerden kopsun diyebilmeliyiz. Yere sağlam basmalıyız. Aksi halde dünya gri tonda kalmayı tercih edenler için cehennem olabiliyor.


O yüzdeeenn, yarın yarım kalmışlıklara son/devam getirmek için güzel bir gün. Acaba Kurt'a havaleyle(eft de olur) 100 kağıt ateşlesem daha mı mutlu olurum yoksa mutsuz mu diye düşünmeyi bırakıp pamuk elleri internet bankacılığına davet ediyorum.

E bir yerden başlamak lazım demi.


Şaka yaptım he yollama. Zaten yollayacağın da yoktu ya neysssse.


Milletin düşünce deneyindeki hayali kediden bahsetmişken Nalan'a yer vermemek haksızlık olurdu. Her okunma bir nazar duası olsun madem.

Bu tatlılıkla seni baş başa bırakıp dizi izlemeye gidiyorum. Bir daha ki sefere kadar;


33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör