Ara

Bu Para Kimde Amk*?

*Acayip Merak Konusu


Bugün almam gerektiğini düşündüğüm-ki asla ihtiyacım yoktu-birkaç şey için alışveriş merkezine gittim. Her zaman olduğu gibi kulaklıklarımı taktım ve müziğin sadece dış sesleri bastırmasını sağlamış oldum. Hep böyle oluyor. Bazı parçalar hariç gerisi sadece kendi kendime konuşabilmem için taban oluşturuyorlar. Her neyse, yolda yürürken yapmaktan aynı zamanda hoşlandığım aynı zamanda yapmaktan nefret ettiğim küçük oyunu oynadım.

Oyun şöyle ki; çevremde gördüğüm araba, ev, motosiklet ya da daha küçük değişkenler; bir mağaza içindeki sandalye, bir binanın dış kaplamasında kullanılan mermer gibi şeyleri o an ki finansal gücümle alabiliyor muyum(burada soru işareti gelecekmiş gibi ama emin olamadım). Genelde bahsi geçen çoğu şeyi alamadığımı fark ettim.


Satın alım gücümüzün günden güne daha da düştüğü bir gerçek evet. Ama, başlıkta ki soru cümlesi her zaman geçerliliğini korudu. Arkadaşlarla buluşulduğunda hayallerimizden ve isteklerimizden konuşuruz er ya da geç. Ve konuşmanın devamında maddi olarak gücümüzün yetmediğinden dem vururuz. Hayalini kurduğumuz şeyler çok mu pahalı ? İnsan evladı çiğ süt emmiş elindekiyle yetinemiyor mu ? Aslında makul istekler bunlar. Bazıları için tatile çıkmak, bazıları için orta seviye bir araba almak(düşük seviye de olur ama sanayiden çıkamama ihtimali çok yüksek), bazıları için kiradan kurtulup kendi evinin sahibi olmak gibi gibi. Benim için şu aşamada sadece borçsuz yaşamak.


Bu hayaller ya da istekleri borca girmeden yapabilen gördün mü hiç? Ya tamam elbet vardır ama çevrende kaç kişi böyle(çirkefe yatıyorumdur). 25 yaşında binlerce lira devlet kredi borcu hatta üzerine bankalara kredi borcu olan genç var bu ülkede(biri ben). Ailelerimize yük olmamak için üniversite döneminde çoğumuz devlet kredisine yöneldik. Ha, yetti mi ? Nasıl yetsin? Kirasıdır, faturasıdır, yemesi, içmesi derken harici olarak çalışmak durumunda kaldık aynı zamanda. Yani şöyle söyleyeyim; ileride kendimize iş hayatında yer edinebilmek için üniversite mezunu olmamız gerekiyordu ve sırf üniversite okuyabilmek için maddi zorluklar nedeniyle hem borçlandık hem de ders çalışacağımız(bunu inanarak söylemiyorum), insanlar tanıyacağımız, sosyalleşeceğimiz zamanları sağda solda çalışarak geçirdik. Böyle bir düzene daha 18 yaşında girmek insan için geleceği olumsuz görmek demek.


Şimdi bazı mecralarda görüyorum genç arkadaşlar devlete çağrılarda bulunuyorlar. "Öğrenim kredisi borçları silinsin!" "Gençlerin üzerindeki yükü hafifletin!" Ben sonuna kadar katılıyorum(borcum olmasıyla hiiiç alakası yok). Keşke silinse. Buraya kadar sorun yok. Asıl saçmalık(bence öyle) burada başlıyor. Bu yardım çağırılarının altında ise bazı vatandaşlar "Biz salak mıydık da ödedik?!", "Ödeyemeyecekseniz almasaydınız!" gibi cümlelerle isyan etmişler. Yanlış bir davranış olduğunu düşünüyorum. Mezun olduktan sonra herkes için işler yolunda gitmemiş olabiliyor. Ödemekte sorun yaşayanlar olabiliyor. Bu tarz karşı çıkışlardan ziyade destek olmak bizi birleştirir ve güçlü kılar. "Biz zorlana zorlana ödedik ama şimdiki kardeşlerimiz rahatlasın bari" diyerek destek olmak daha iyi değil mi?


Yardım çağrısında bulunan çoğu kardeşim işsiz zaten. İşsizlik oranı %13,4 bir diğer deyişle 4.1 milyon seviyesine ulaşmış. İstihdam pandeminin de etkisiyle iyice düşmüş. Ama hala empati kuramıyoruz. Hep zorluklar yaşayana yükleniyoruz. Ülkenin diğer yüzündekilerle aradaki makas nasıl açıldı diye sormuyoruz. Genel olarak bir kriz var ve birileri hala gittikçe zenginleşiyor. Musluğu yanlış tarafa açmışlar belli ki. Biz(!) de hala damlayanla nasıl yetinemiyorsunuz diyoruz.


Bunca hayallerini gerçekleştiremeyen, geçim sıkıntısı çeken, tek arzusu bir iş olan insan varken bu para kimde amk*(?)

9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör