Ara

Değişmeyen Tek Şey, Değişmeyendir



Merhaba, günaydın, iyi günler, tatlı akşamlar. İçim darlandı, bişeyler anlatayım.


Geçenlerde bir arkadaşımla boş sohbet ediyorduk. Şimdi düşününce kim olduğunu hatırlayamadım. Yoksa sohbet namına hiçbir şey yok da uydurdum mu ? Yok ya biriyle konuştum. Neyse konumuz bu değil zaten.



"İnsanın yaşadığı tecrübeler-ister buna bitmiş ilişkiler deyin, ister sevdiklerini kaybetmek deyin, ister bir şey demeyin-onu daha farklı biri haline getirir" diye bir görüş ortaklığımız oldu. Konuşma bitince(böyle bir konuşma var mı hala meçhul) üzerinde biraz düşündüm. Hani insan her boka kendisinden pay biçer ya. Ben de öyle yaptım.


Tabii şimdi yaşadığım zorlukları tek tek anlatmıcam. Ama herkes gibi benim de hayatımda ufak dönüm noktaları oldu. Yaralandığım, içimin parçalandığı, çok mutlu olduğum gibi gibi. Ama gerçekleri de yabana atmamak lazım. Henüz 26 yaşıma girdim ve keskin değişiklikler yaşamak için erken bir yaştayım. Bunun bilincinde olmakla birlikte umursamıyorum da. Her yaşın ve her insanın kendine özel yaşanmışlıkları vardır. Ne demiş ünlü düşünür Kenan Doğulu(Rüzgar);


Her yaşın bir güzelliği var // en güzel çağımdayım // ya gelir geçersin hayatımdan // ya da gelir kalır


Neyse cıvıtlmayalım. Nerde kalmıştık. He, değişim. (Yukarıda nerde kaldığım yazıyor ama kendi kendime düşünme efektini verirsem güzel olur diye düşündüm)


Bundan 5 sene öncesine bakınca, o zaman ki düşüncelerim ya da olduğum kişi ile aramda dağlar var. Tabii böyle olacak. Sene 2015, üniversite okuyan saçma bir gençtim. Ne iş yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Gerçi ne yapacağımı geçtim ne istediğimi bile bilmiyordum. Zaten o dönemlerinde olan çok az insan biliyordur ne istediğini. Sadece üniversite okuyan ve sonrasını düşünmeyen çok fazla insan tanıdım. Kendime güvenim yoktu. Ama kendim dışında herkese güvenirdim. Duyguları hep zirvede yaşardım. Heyecan, üzüntü, sevinç.. Ne varsa artık. Kırıldığımda içim içime sığmazdı. Yıkmak isterdim tüm dağları, altında kalacak olsam da. Zıplamak isterdim gökyüzüne, bulutlar çok uzak olsa da.

2 yıl öncesinde bile çok farklıydım şimdiye göre aslında. Önceki 3 seneye göre birçok şey değişmişti. Okul bitmiş, kardeşim dediğim insanlarla farklı şehirlere bölünmüş, askere gidip gelmiş, iş hayatına profesyonel anlamda girmiş ve hayatımın net bir şekilde değişeceğini bilmeyen bir genç olmuştum. Net şekilde değişecek dememin sebebi yakın zamanda sevdiğim kadınla ayrılacak olmamızdı. Ki ayrıldık ve peşi sıra gelen değişimler başladı.


Ayrılıktan bir süre sonra dedemi kaybettim. İlk defa yakınımdan birini toprağa verdim. Hatta ilk defa birisini toprağa verdim. Mezarlıklardan çekinirdim daha öncesinde. Ama anladım ki içeride sevdiğin biri yatınca sadece hüzünlü bir yer. Çok geçmeden bulunduğum ilden ayrıldım. Kendimi iş hayatına verdim. Sürekli çalıştım. Kendimi her şeyden soyutladım diyebilirim. Sadece motoruma atlayıp yol yaparak zaman geçirir oldum. Sonrasında zaman daha göreceli geçmeye başladı. Bazen 1 ay 1 yıl gibi bazense 6 ay 6 dakika gibi geçti gitti. Kendimi şu zamanda, 2020 yılının içinde buldum. Buldum diyorum çünkü çok uzun zamandır nefes bile almıyormuşum. Yeni bir hayata geçmiş olmamla fark edebildim ancak kendime ne kadar kötü davrandığımı.


Fark etmediğim şey ise duygularımın ne durumda olduğuydu. 2015 senesinde duyguları en yukarıda yaşayan ben saman gibi olmuştum. Herkesten her şeyi bekleyen, kendi dışında çok az insana güvenen, hep daha fazlasını yapabileceğine inanan, artık 30 yaşın 20 den daha yakın olduğunun farkında olan biri oldum. Beni 5 yıl öncesinde mutlu eden şeylere artık sadece tebessüm ediyorum. Üzüldüğümde-ki bu çok nadir yaşanır- geceleri uyuyamayan ben, sadece unutmayı seçip devam ediyorum. Eskisi gibi sinirli bile kalamıyorum. Hiçbir şeyin kalıcılığına inanmıyorum, belki de bundan. Her şey geçer, her şey geçiyor. Yaşadığımız aşk acısı, birini kaybetmenin verdiği üzüntü, hatta yaşadığımız o fevkalade mutluluk bile gün geliyor mazi oluyor.


Şimdi şöyle bir okudum da yazdıklarımı karanlık bir hava sezdim. Aslında hiç öyle değil. Her şeyi olduğu gibi kabullenmek lazım ve ben öyle yapıyorum. Yaşanan her şeye tecrübe diyorum. Freud abimiz ise;


İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde ise ne yazık ki çok geçtir. İnsanların "Tecrübe" dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insan "Tecrübeli" denir.

demiş.


Bakıldığında Freud gibi düşünen ve tecrübeyi buna benzer şekilde nitelendiren çok fazla insan var. Haksız değiller evet. Ama katılmadığım nokta "çok geçtir" kısmı.


Tamam 2015 senesindeki gibi mutlu değilim bu doğru. Ama zaten insan hep eskide daha mutlu değil midir? Şimdilerde neyi neden yaptığımı, neler yapmak istediğimi daha iyi biliyorum. Kendime ait ufak bir düzenim bile var artık. Tekrardan insanlara güvenebilirim. Tekrardan sevinçten havalara uçabilirim(çünkü artık havacıyım). Tekrardan hüngür hüngür ağlayabilirim. Her şeye tekrardan başlayabilirim. İnsanın duyguları ölmez sadece şekil değiştirir. Tek yapılması gereken kendine dönmek ve anlamak. En azından anlamaya çalışmak. Duygularımızı tetikleyen şeyler eskisiyle bir olmaz zaten. Buna inanmak ahmaklık olur. Ben inandım ordan biliyorum. 5 yaşında şeker görünce deliye dönen o çocuk olamayız ki artık.


Yaşanan her şeyi kabullenip ilerlemek gerekiyor. Edinilen tecrübeyi kendimizden uzaklaşmak için değil kendimizi tanımak için kullanmamız gerekiyor. Ayrıca benim eve bi tane mikrodalga gerekiyor onu bi ara şaapalım.


Demem o ki; evet değişiyoruz. Ama bu daha kötüye evrilmekten ziyade daha çok içe dönmek, kendini tanımak ve gelişmekle alakalı bir değişim.


Ben her zaman insanların iyiliğini düşünürdüm, nefret duygusu barındırmazdım, iyi kalpliydim(öyle olduğuma inanırım), insanlarla konuşmayı severdim, hayvanları severdim(hayvanları çok çok severim), hep okumaya ve yazmaya meraklıydım, neşeliydim, komik olmasam da espiriliydim vs. vs.. Bakınca hala aynıyım. Bunlar 5 değil 10 yıl önce de böyleydi.


Yani, yaşadığımız tecrübeler bizde illaki değişiklikler yapacaktır. Ama kim olduğumuzu değiştirmezler. En azından benim inandığım ve düşündüğüm bu. Freud'a mı inanacaksın bana mı senin vereceğin karar. Gerisi sana kalmış. (öpücük)


değişeni yok bonusu;


19 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör