Ara

Depresifleştiremediklerimizden misiniz?

Güncelleme tarihi: 11 Nis 2021



Merhaba.


(arka planda çalan şarkıyı söyleyim baştan: Death Cab For Cutie - Transatlanticism)


Bir cümleye nasıl başlanır biliyo musun? Ben bilmiyorum. Yani en azından kafam karışıyor. "Merhaba mı, selam mı, hey mi ?" gibi gibi. Offf. O kadar bilmediğim şey var ki.


Bu yazıyı niye yazıyorum onu bile bilmiyorum. Bazen çok sıkıcı olduğumu hissediyorum..


Klavyenin tuşlarını yerinden söküp hamur oluncaya kadar elimle sıkmak istiyorum. Öfkeli miyim onu bile bilmiyorum. Sanırım çok bunaldım.


İnsanlarla iletişim kurarken çok fazla soru sorduğumu fark ettim. Sonra da kendime daha çok sorduğumu. Neyim var benim? Kapana kısılmışım gibi geliyor. Ne kadar depresifim şu an anlatamam.


Gitmek istiyorum.. Son 3 senede 3 şehir değiştirdim ama hala varamadım. Nerede olmam gerekiyor onu bile bilmiyorum. Çok fazla bilinmezlik var. Beni deli ediyor.


En son ne zaman musmutlu olduğumu hatırlamıyorum. Mutlu olmadım ya da mutlu değilim demek istemiyorum. Aslında mutluluk nedir onu da bilmiyorum. Hayatımda biri olmadığı için mi? İnsan istediğinde sürekli birileri olur. Yaşadığım yeri mi sevmiyorum? Yoo, baya da aşığım bu şehre. Yaptığım işi mi sevmiyorum? Sanmam. Her işe gittiğimde içimde farklı bir neşe oluyor. Kendimi mi sevmiyorum? Aslına bakarsan aramız iyi sayılır. Çokça zaman geçiriyoruz birlikte. Hatta zamanımın çok büyük bir kısmını kendimle geçiriyorum. (oh cizız) Gerçekten sıkıcıyım sanırım.


Gitmek istiyorum.. Sürekli farklı yerlere. Bir yerde sabit bir hayat yaşamak benlik değildir belki. Oysa bir insanla ömür boyu göt kadar evde yaşayabilirdim. Neden bu kadar değişti hislerim?


Gitmek istiyorum.. Ama böyle popüler kültürün dayattığı "uzaklara gitmek, hayatımı yaşamak, farklı kültürler deneyimlemek" tarzında bir gitmek değil. Yerküre üzerinde yuvarlanmak istiyorum ben. Dokunduğum yerden dünyanın kalp atışlarını duymak istiyorum. O kadar yapay ki hayatlarımız, daha birbirimizi duymuyoruz. Herkes her şeyden şikayetçi. Herkes birbirinin başarısı ve başarısızlığı üzerine yaşıyor. Yaaa tabii ki de sen farklısın. Evet, evet, aynen.


Gitmek istiyorum.. Yabancı olmak istiyorum. Yabancı olmak.. Ne kadar garip bir kavram. Tanımadığın biri anlamına geliyor sözlükte. Ama hayatı sözlükten öğrenemezsin ki. İnsan sevdiklerine de yabancı olabiliyor. Ailesine, partnerine, arkadaşlarına.. Bazen de kendine. En azından ben kendimi öyle hissediyorum. Aynaya bakar mısın hiç? Öyle değil, ciddi anlamda diyorum. Gözlerinin içine bakıp konuşur musun mesela? Sesin, mimiklerin, görünüşün bir yabancılık hissettirmez mi hiç? Ben hissediyorum. Belki ben buyumdur, belki de böyle olmam gerekir. Bir yabancı. Herkese, her yere..


Gitmek istiyorum.. Kapana kısılmış gibiyim etrafımı kuşatan tüm eşyalarla. Sahi neden alıyoruz bunca şeyi? Bazen anlıyorum az eşya çok huzur diyenleri. Onların felsefesi ne kadar doğru diyorum. Az insan çok huzur diyenleri de aynı zamanda. Aldığım her eşya üzerime bir yük daha koyuyor gibi. Yakınlaştığım her insan gibi.. Ya da sosyal medya. Pehhh. O ayrı bir çukur anam. Kocaman bir reklam silsilesi gibi. Kendimizin, evimizin, işimizin, her şeyin reklamını yapıyoruz. Sosyalleşmek için diyorum bazen. Ama önceden yok muydu sosyallik? Teknoloji bunu daha kolay hale getirdi demek tamamen bir reklam kampanyası. Bıkıyorum bu çabadan..


Gitmek istiyorum.. Yerde uzanmış yıldızları izlerken kafamdan milyon tane sorunun geçmeyeceği bir gökyüzüne gitmek.. Bunu sağlayabilecek tek kişi yine benim. Biziz. Ama yapmamak için her gün bahaneler buluyorum. Kimim ki ben? Sahiden kimim? Bu hayatta yapmak istediğim ne? Tutkum? Yaptığım işleri hep sevdim bu arada. Seviyorum da. Ama kendimde o bağlılığı ve tutkuyu göremiyorum. İşte bu! diyemiyorum. Zaten bence diyemem de. Sonuçta hepsi bir iş. Para kazanmak için zaman ve emek harcadığımız bir döngü. Çevrendeki herkese sorabilirsin. Şu an yaptığı işi bir karşılığı olmadan yaparlar mıymış? Sayısal değeri götümden vermekle birlikte yüzde 95'i -hayır- diyecektir. Bu sikik düzenden sıkıldım. Çok erken belki ama, ben sıkıldım.


Gitmek istiyorum.. Para kazanmak için değil sırf seviyorum diye bir şeyler yaptığım bir yere. Belki de sanatçı olmalı insan. Yaratabilmeli. Her insan içinde tanrı parçası taşımaz mıydı zaten? Yaratmak doğamızda var. Sırf emrinde çalıştığımız insanlar daha çok kazansın biz de aslında gerçekten istemediğimiz bir sürü eşyayı alabilelim diye bunca çaba niye? Söylenmemiş bir tek söz yok yazdıklarımda. Zaten o yüzden yazmak da bir sanat değil ya. Benden sanatçı da olmaz ya, neyse. Neden olmaz? Bilmem. Sadece öyle söylemek geldi içimden. Bugüne kadar hiçbir şey yaratmadım bugün de dahil, ondandır herhal.


Gitmek istiyorum.. Kendimi bulmak için en çok. Kendini bulamadan insan ne kadar tamamlanmış sayılır ki zaten? Her insan yarım yaratılır bence. Diğer yarını bulunca hayatın tüm karmaşası, tüm çirkinlikleri görünmez olur. İnsanın bir üst levelidir tamamlanmak. Gizli özelliklerin kilidi açılır. İnsan kendisini bulur. Diğerlerinden ve eşyalardan daha kolay soyutlaşır. Bulamayan da gitmek ister. Yani en azından ben öyle..


Gidiyorum.. Ama çok uzağa değil. Alt kata kadar en fazla. Belki de salonda uyurum bilmiyorum. Evet, onu da bilmiyorum, ehe. Tüm sorularıma sarılıp uyumaya gidiyorum. E sabah işe gidicem. Düzenin devam etmesi için mecburum. Mecburiyet.. Ne kadar da iğrenç bir olgu. Ama daha fazla kafa sikmeden gidiyorum. Zaten çişim de geldi. Olgular ve kavramlarla başka zaman uğraşırım. Bugün de gidemedim gerçek anlamda. Ama olsun, istemek de güzel.


İyi geceler. Umarım yarın bugünden daha çok yaşadığını hissettiğin bir gün olur. You know what i mean..




33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör