Ara

Her Sabah Ötekilerden Farklıdır

Güncelleme tarihi: 23 May 2021


Bazı günler oluyor ki; bırak yataktan çıkmayı, yorganın altında kaybolmak, yok olmak istiyor insan.


Bu bir depresif hal değildir aslında her ne kadar öyle yorumlansa da. İnsan her sabah pozitif enerjiyle dolu uyanmıyor. Her bir sabah neşeyle dolaşan bir insan görürsen bil ki en büyük yalancı odur. Sana değil he yanlış anlama. Kendine yalancıdır, kandırmaya çalışıyordur. Sadece yaşadığımız olaylarla alakalı bir hissiyat değil. Duyguların kendini nötrlemesi gibi bir durum söz konusu. İyi hissettiğimizi anlamamız için kötü hissetmenin ne demek olduğunu da görmeliyiz. İşte bu yüzden bazı günler diğerlerine göre ayrıştırıcı hiçbir sebep yokken bok gibi geçer. Ya da yazdıklarım tamamen bir sallama ?


Belki de öyle evet. Bir parçam buna inanıyor olsa da diğer parçalarımdan biri olayın daha derin olduğunu düşünüyor. Hayatlarımızda her şey mükemmel değil ve olamaz da zaten. Mükemmellik kavramı sadece ulaşılamaz bir hedef koyup insanın sürekli kendini zorlamasından ibaret değil midir?


Harika geçen peşi sıra günler, hadi hatta haftalar sonra, bir gün, sadece bir an içinde gördüğün, hissettiğin, kokladığın, düşündüğün o duygusal yoğunluk, bulunduğun güne etki etmese bile bilinç altına öyle bir yerleşiyor ki sonraki günlerde içine oturuyor. Ya da harika geçen bir günün gecesinde ansızın rüyanda beliren o eski anı. Biliyorsun işte sende. Sadece tek bir an yeterli seni değiştirmeye.


Sabah uyandığında bilmediğini düşündüğün o huzursuzluk hissinin kaynağını aslında sadece bilmemezden geliyorsun. Çünkü sen de Descartes'e inandın. Düşünmediğin şeylerin varlığını yok saydın.


Biz insan evladı olarak bunu sıkça yaparız. Bize zarar verdiğini düşündüğümüz, hissettiğimiz tüm duygu, düşünce ve anıları gömmeyi tercih ederiz. Biliriz ki bu acılarla günlük yaşam mümkün değil. Ama öyle midir? Kabullenmek ve bunlarla yaşamaya alışmak daha iyi değil midir? Bence daha iyidir. Çünkü hatırına geldiğinde veya dönüp baktığında gülümseyebilmeli insan. Yaşanan zorluklara da, hatalara da, acılara da gülümseyebilmeli. Yoksa gün geçtikçe yaşamak çekilmez olmaz mıydı?


Önce kendimizi kabullenmeliyiz tabii ki de. İyileşme her zaman özde başlar. İnsan özünü bilmeli. İnsan özünü sevmeli. Yoksa her çaba nafile kalacaktır zaten. Yaptıklarımızı veya yapamadıklarımızı özümsemek ve affetmek lazım kendimizi. Yoksa yıllar sonra bir sabah kalktığımızda yıllar önce yapmak isteyip yapamadığımız, söylemek isteyip söyleyemediğimiz ve içimize gömdüğümüz o lanet şey bizi içeriden parçalamaya başlar. Bir insan "-dım", "-dim" ekini ne kadar kullanıyorsa hayatı o kadar boktan olur. Yani en azından ben böyle gördüm.


Bu düşünce bütününü bir sonuca bağlayabileceğimi sanmıyorum. Bir sonucu da olmamalı zaten. Kim olmak istediğine, ne hissetmek istediğine, ne söylemesi ya da yapması gerektiğine insan anlık karar vermeli. Pişmanlıklar, yarıda kalmışlıklar, söylenmemişler, yapılmamışlar için geç değil de diyemem. Çünkü bazıları için oldukça geç. Bunu bilmeli ve kabullenmeli..


Saat geç. Ben yatar. Umarım yarın güzel bir gün olur.


Çünkü neden olmasın ?


*Müzik önerisi: Ludovico Einaudi-Experience

10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör