Ara

Uyku Sen Kimsin Ya?



Uyku sıkıntısı zeka göstergesidir derler ya, alakası yok. Ben ki, dümdüz geri zekalı olmama rağmen yaşıyorum bu lanet sıkıntıyı. Bu satırlarımı bir otel odasından, akşam uçuşum olduğu için uyumam gerekirken yazıyorum.

Uyuyamıyorum abi. Ne yaparsam yapayım olmuyor. Klimayı açtım sıcak olsun mayışayım diye. Gına geldi sıcaktan kapattım. Yorganın içinde kabile dansı yapıyorum 3 saattir.

Tek bacağı dışarı çıkartmalı yatınca terleme seansları başlıyor. Yok, bacaklarımın arasına alayım diyorum yorganı, götüm açıkta kalıyor üşüyorum. Mazallah motoru falan bozucam bide. Odanın içinde volta attım. Gözlerim yorulsun diye dizi bakayım dedim. Sahibinden’e girip alamayacağım arabalara baktım. Sonra yastığa kafamı koyup o arabalara bindiğimi, hayatımın aşkıyla yollara düştüğümüzü, güzel yaz akşamlarını, yeri dolmaz baharı falan derken hayallere dalmaya çalıştım. Yok hocam yok olmuyor yani.



Aslında sorun komple yöntemde. Bişeyler düşünerek uyumaya çalışıyorum. Tamamen yanlış. Benim gibi bir geri zekalı düşünmeye, konuşmaya başlayınca durur mu hiç? Laf lafı açıyor, içsel hesaplaşmalar yaşanıyor, eski defterler dürülüyor, hayallerin içerisine sürekli realite molası veriliyooor derken uyku denen zat anasının nikahına kadar kaçıyor.

Bana zamanında ve günümüzde verilen öğütlerin çoğu ve ortak noktası çok düşünmemek. Tabii benim insanlara verdiğim tavsiye de hep bu.

“Çok düşünme yavrum ya valla bak düşünmek fayda getirmiyor boşuna stres”

Be şerefsiz madem söylüyorsun ağzını yaya yaya kendin de düşünmesene. Bıraksana akışına. Ama yok. Olur mu hiç(soru işareti gelmeli gibi). Dünyayı kurtaracam yatağa yatınca.

Oysa bir şeyle uğraşınca sorun yok. Yaptığım halta odaklanmaya çalıştığım için(çalıştığım diyorum çünkü kafamın içerisinde mola bilmeyen sürekli konuşan bir deli var) kafam dağılıyor bir nebze. Ne zaman boş kalsam dır dır dır dır. Hay ebenin...

Uyku zeka göstergesidir dedikleri yetmiyor gibi cehalet mutluluktur diyenler de var. Değil canım benim vallahi değil. Cahil cüheyla bir insan olunca merakın dinmiyor. Bilgisizlik insanın içini kemiriyor. Mesela; yatağa giriyorum, hani uyuyacam ya güya, hop bir soru, uçakta 1 adet paraşüt olsa kullanım hakkı kime verilmeli? Haydaaa! Şimdi etik ile alakalı birçok soru daha demek bu. Yataktan kalkıp telefon alınır. Google amcayı bıktırırcasına saçma sorular araştırılır ve tabii ki aradığım cevap bulunmaz. Cevabı olmayan sorular bunlar. Nitekim sonunda o paraşüt için nasıl kavgalar verileceği, kimin kimi öldüresiye döveceği gibi fantezivari sahnelerle olayı geçiştiriyorum.

He şimdi uçak dedim, paraşüt dedim, hak dedim. Bunlarla alakalı hemen kısa bilgi geçeyim ki yanlış anlaşılmayalım. Sonra sen nasıl havacısın, sen insanları neden korkutuyorsun falan hiç çekemem.

Uçakta paraşüt kullanmayı gerektirecek herhangi bir durum yaşanmaz. Bir arıza var diyelim, arızanın türüne göre iniş senaryoları var zaten. He diyelim ki kanada bir şey çarptı, kanat koptu, uçağın düzgün şekilde inme imkanı yok(ne olsun istiyorsun pezevenk, uçağı ne hale getirdi piçe bak) o raddeden sonra zaten yapacak hiçbir şey yok. Ki ayrıca tüm bunlara kalana kadar uçak kapıları uçuş esnasında açılamazlar. Paraşütü birine versek bile onu dışarı yollayamayız yani. Ve bir anons; El Fatiha! Şaka şaka tamam geçtik bunu.



(Lan çok komik bi 3 dk sesli gülme molası ahshahahhshahahshababsbxbahxhahzka)


Bak işte gördün mü? Saçma salak bir ton soru ve açıklama. Bunlar hep kafamın içinde dönen saçmalıklardan birkaçı.

Tabii bunlar cahilliğimle alakalı sorunlar. Bir de özel hayatımla alakalı sorunlar var kii onlar daha fena. İnsan hem kendini yerip hem kendini savunabilir mi? Sokrates dede gibi kendimi sürekli sorular sorup cevaplayarak haklı çıkarmaya çalışıyorum. Bazen işe yarasa da bazen idam zehrini içmek zorunda kalıyorum.

Bunları bir tek ben yaşamıyorum evet. Sen de yaşıyorsun belki. Belki çevremizdeki binlerce insan da yaşıyor. Ama ben kendiminkini biliyorum sadece. Her uyandığımda kafamda yorgunlukla yataktan kalkıyorum, bunu biliyorum. Tüm bunların paylaşamamakla alakalı olduğunu biliyorum. Sesli hale geçmedikçe içimdekinin daha da bağırdığını biliyorum. Konuşmamız gerektiğini biliyorum. He, en son ne zaman düşünmeden aklımdan ne geliyorsa konuştum, onu bilmiyorum.

Filozoflar hayatlarını sorular sormaya ve bu soruların en doğru(?) cevaplarını bulmaya adamışlardır. Ben filozof değilim. Hatta tam zıttıyım. Onlar bilgiye ulaşmayı amaçlarken ben amaçsızca soru soruyorum. Onlar fayda sağlamak için argümanlar, metinler, araştırmalar sunarken ben tamamen boş yapmak için karalıyorum. Ama bir o kadar da onlar gibi tekilleşiyorum. Delilik ve filozofluk birbirine çok yakındır. Ben delilik tarafına çok yakın yüzüyorum.



Saate bak olmuş 17:20. Kurduğum alarma daha 2 saat var. (Saate baktıysan gel sarılcam)

Gece uçakta yolculara baygın gözle bakılsın o zaman.


Neyse yapacak bişeyler arayayım en iyisi. Sen açmadın hiç. Karşılık yok bişey yok(şizofreniye merhaba).

Öptüm o zaman. Görüşürük.

25 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör