Ara

Zaman Kaybı Bir Yazı

Güncelleme tarihi: 23 May 2021

Son zamanlarda pek bir şey yazamamaya başladım. Yani zaten yazma işini kendime bir zorunluluk olarak görmemeyi tercih etmiştim. Çünkü hangi iş olursa olsun içerisinde bir zorunluluk barındırıyorsa sıkmaya başlar, isteksizlik uyandırır. O yüzden içimden geldikçe saçmalarım diye anlaşmıştım kendimle. Ama gel gör ki içim bomboş şu sıralar. Asosyalitenin bir getirisi olsa gerek diye düşünüyorum. Sokağa çıkma kısıtlamaları, arkadaşlarla olan mesafeler, uzun süre çalışmadan evde oturmak gibi durumlar ilham perilerini İstanbul'un tenha sokaklarında eskortluk yaptırtmaya başlamış sanki.

Kitap bile okuyamıyorum son zamanlarda. Yani okuyorum ama nasıl okuyorum. Aynı sayfayı bazen 2 kere, bazen bir bölümü tekrardan, neyse bi kahve koyayım devam ederim deyip dönmeyişler.. Kitaplar boynu bükük bakıyorlar masanın üzerinde. Bu okuyamayışların sebebini de beynin sağ lobunu aktif kullanamama(lan bu nasıl kelime ya sondan eklemesine tükürdüğüm) veriyorum. Ya da sırf "evde duruyorum bari kitap okuyayım" olduğu için de olabilir. Kitap okumak için evden çıkmadığım zamanlarda çok çok daha verim alıyordum çünkü.


Sadece kitap da değil bu arada. Dizi, film izleyememe ya da izlesem bile ileri sara sara izleme gibi huylar edindim. Bu huyu edinen bir sürü kişi var bu arada. Her şeyi tüketmişiz gibi hissediyoruz herhalde.

Tabii kendini geliştiren ve bu boş zamanları değerlendiren mükemmel insanlar da var aramızda. İnsanın kendisini daha da kötü hissettirmiyorlar mı? Lan ülkece depresyondayız işte bi dur ya. Sevme şu hayatı bu kadar. Biz kaos istiyoruz, dram istiyoruz, duygusal ve fiziksel çöküş istiyoruz. Demi? İstiyoz mu be cidden? Öyleyse bir sıkıntı var bizde. İradeli arkadaşları örnek alıp kendimizi biraz daha zorlamalıyız sanki. Ben kendimden pay biçiyorum; saman olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum.


E peki ne yapmalı?

(Şimdi öncelikle ben sırf yazmak için yazıyorum. Bu p*çte iyice kanaat önderi oldu deme sonra)

*Dizi, film izlemeye tüm günü ayırmadan devam edebilirsin,

*Bol bol kitap okuyabilirsin. Özellikle sokaklar bomboşken o sessizlikte çok daha rahat oluyor,

*Bir hobi edinebilirsin(evet burnunla flüt çalmaya çalışmak da olur),

*Eğer bir hobin varsa da bunu geliştirebilirsin(ne belli, belki gelir elde edeceğin ufak bir ek iş bile olabilir zamanla),

*Kullanılmaya kullanılmaya tozlanmış o yabancı dil bilgilerini güncelleyebilirsin,

*Diğer dilleri zaten konuşuyorsan bir tane daha öğrenmeye çalışabilirsin(tavsiye; yeni söylem),

*Spor yapabilirsin, fiziki olduğundan çok mental bir iyileşme sağlıyor,

*Aklındaki projeler için araştırma ve fizibilite çalışması yapabilirsin(ulan şuraya bi bar açsak var ya uf),

*Teknolojiyle yakınlaşabilirsin(ne demiş atalarımız; yazılım öğren)..


Ya da hiçbirini yapmayıp sosyal medyada hayvan gibi zaman öldürebilirsin, *Uygulamadan daha 0.1 sn önce çıktığını unutup tekrar girebilirsin,

*Instagram keşfet de hiç sahip olmadığın o vücuda sahip insanlara bakıp iç geçirebilirsin,

*Avrupa'da bir asgari ücretle neler yapılıyor diye 139235 tane video izleyebilirsin,

*Daha önce onlarca kez izlediğin o filmi tekrar izleyebilirsin,

*Ünlü bir dizinin kült sahnelerini ezberleyebilirsin(you're goddamn right),

*Bir Twitter kavgasındaki tüm mentionları okuyabilirsin,

*Türkçe 90'lar pop kuyusuna düşebilirsin,

*En güzeli yatakta uzanıp geçmişteki güzel, özgür, dolu dolu geçmiş günleri düşünüp of çekebilirsin ve ağlayarak günlüğüne yazabilirsin..


Gördüğün gibi iki tarafta da karşı koyulamaz seçenekler var. Ben mesela harmanlamaya çalışıyorum.

Başka türlü ne gün geçiyor ne de sabah oluyor..


Aslında ne hissediyorum biliyor musun? İçimden geçen o kadar çok şey olmasına rağmen anlatamıyorum kendimi. Ne yazıya dökebiliyorum ne de sesli ifade edebiliyorum. En başta yazmıştım ya içim bomboş diye. Sanırım duygusal bir serzenişti. Bir şey hissetmeyi kendime yasaklamışım gibi. İyice dengesizleştim. Çok azıcık kaybolmuş hissetmiyor değilim. Elbet düzelecek bu durum ama şu an hayli can sıkıcı.

Sanki dişlerimi fırçalamadan önce diş fırçasını ıslattığım sırada suyun sıcak tarafta kaldığını fark etmemişim ve fırçayı ağzıma götürdüğümde sıcak suyun verdiği o yabancı ve rahatsız hisse katlanıyormuşum gibi hissediyorum son 1 haftadır. Bir an önce bitsin diyerek fırçalamaya devam ediyorum.


Ben çok bunaldım. Artık bir şeyler olsun.


Şimdi bu gereksiz yazının ardından kendime bi kahve yapıcam. Balkona çıkıcam ve sadece güneşin batışını izlicem. Olumsuzlukları da o günbatımına bırakıcam. Yapcam etcem cıstık cıstık. Hadi dağılalım bugün formda değiliz. Başka bi saçmalıkta görüşmek üzere.



24 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör